Çocuklar İçin Sınırların Önemi

Sağlıklı bir gelişim için çocuğun ihtiyacı olan birkaç temel esas vardır.

  • Bunlar; iyi bakım, beslenme, sevgi, ve güven duygusudur.

Çocuğun hayatındaki kurallar ve sınırlar, güven duygusunun oluşumunda önemlidir çünkü sınırları olan bir çevre, çocuğun kendisi ve dış dünya hakkında bilgiler edinmesine yardımcı olur. Çocuklar yaşadıkları dünyanın kurallarını anlamaya ihtiyaç duyarlar. Onlardan ne beklendiğini, ne kadar ileri gidebileceklerini ve ileri gittikleri zaman neler olacağını, yani sınırlarını bilmek isterler. Çocuklar sınırlara ihtiyaç duyarlar çünkü sınırları belirlenmiş bir dünyada kendilerini güvende hissederler. Çocukların kişilik gelişimlerinin ilk dönemlerini tamamlayana kadar hayatlarını güvenli hale getiren ebeveynlere ihtiyaçları vardır.

Çocuk, kendisi için neyin gerekli, neyin yararlı ve daha önemli olduğunu başlangıçta bilemez. Anne-babalar birtakım kurallar ve sınırlar koyarak çocuğu korumak ve kendisine zarar vermeden iyi alışkanlıklar geliştirerek sosyal uyum için gerekli becerileri kazandırmak durumundadırlar. Çocuğun hayata dair birçok şeyi öğrenmesi ve kendi kendine yetecek hale gelmesi hem anne-babanın doğru yönlendirmesini hem de çocuğa fırsat vermesini gerektirir.          
Günümüzde çocukların serbest bırakıldığında özgüvenleri yüksek olan bireyler olacaklarına dair düşüncelere sahip kesimler vardır. Kural koyan anne babalar sanılanın aksine çocuklarına daha az ilgi ve sevgi göstermezler, aksine onların hayatını düzene sokarak güvende hissetmelerini sağlar ve sevgilerini başka yollarla göstermeyi tercih ederler. Kural ve sınırlar çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar çünkü çocuklar anne ve babalarının yetkin olduklarını hissettiklerinde, kendilerini koruyabileceklerini bildiklerinde dış dünyayı bir tehdit olarak görmez ve keşfetmeye başlarlar.
Çocuklara sınırlar koymak onların tüm özgürlüklerini ellerinden almak anlamına gelmemektedir. Tam tersine, çocuklar kendilerini güvende hissetmek için ebeveynlerin sınırlandırma ve yönlendirmelerine ihtiyaç duyarlar. Çocuklar her ne kadar sınırları zorlamayı sevseler de aslında ihtiyaç duydukları, hayatı anlamlandırabilmek için istikrarlı ve tutarlı sınırlardır. Çocuklar anne ve babalarının rehberliğine güvenmek isterler. Ebeveynler tutarsız ve istikrarsız davrandıklarında çocukların çıkardığı sonuç; ‘Kurallar bu sefer bozulabildiyse demek ki başka sefer de bozulabilir’ olur. Bu gerçek onlara geçici bir zafer duygusu hissettirse de uzun vadede onların kişilik gelişimleri için çok da destekleyici bir durum değildir. Kuralların net ve istikrarlı olmadığı evlerde büyüyen çocukların okul hayatında da sıkıntı yaşaması muhtemeldir. Ayrıca güvenilir ve rehber anne-baba figürleri, yaşanan istikrarsızlıktan dolayı zamanla eski güvenilirliklerini kaybeder ve sorgulanmaya başlarlar. Bu da uzun vadede çocuğun gelişimi açısından duygusal ve sosyal problemleri beraberinde getirebilir.
Sınırlar aynı zamanda ilişkileri tanımlar. ‘Burada yetkili olan kimdir? Ne kadar ileri gidebilirim? Çok ileri gidersem ne olur?’ gibi soruların cevaplarını çizilen sınırlar ve koyulan kurallar sayesinde bulurlar. Çocukların topladıkları bilgiler yetişkinlerle olan ilişkilerinde nasıl davranmaları gerektiği konusunda onları yönlendirir. Ancak toplanan bilgilerde tutarsızlık olduğu takdirde çocuklar da nasıl davranacaklarını şaşırırlar.
                                 
SINIRLARI ÇİZERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
Sınırların çocukların hayatlarında önemli etkisi vardır, ancak ebeveynlerden gelen mesajlar net olmadığı sürece sınırlar, güven duygusundan çok güvensizlik ve kafa karışıklığı yaratır. Sınırlar onaylanan davranışları tanımlar. İşaret ve levhaların çok az olduğu bir yolda ilerlemeye çalıştığınızı düşünün, hangi yöne gitmeniz gerektiğini bilemezsiniz. Sizi doğru yönde tutacak net levhalar olmadığında yanlış dönüşler yapıp sorunlar yaşama olasılığınız çok yüksektir. Kabul edilebilir davranışları öğrenmeye çalışan çocuklar için de durum böyledir. Sınırlar anlaşılır ve tutarlı olduğu takdirde çocuklar için anlamak ve izlemek daha kolay olacaktır. Karmaşık mesajlar, çocuğunuzun ondan ne istendiğini anlayamamasına ve bu yüzden kuralı uygulayamamasına neden olur.
Kuralları uygularken, anne ve babanın kurallara beraber karar vermesi ve kuralları aynı şekilde uygulamaları önemlidir. Tutarlılık konusunda bir diğer önemli husus ise kuralın her zaman geçerli olmasıdır. Eğer bir kural bazen uygulanıyor, bazen esnetilebiliyorsa bu çocuk için kafa karıştırıcı bir duruma dönüşür. Başlanan ve yarım bırakılan kurallar ve sınırlar çocukların anne babaya olan güvenini sarsar, anne babanın yetkinliğine gölge düşürür. Bu tip bir uygulama ile çocuk, verilen sözlerin yerine getirilmediğini öğrenir.
Kurallar koyarken temel noktalardan biri anne ve babanın çocuğa model olmasıdır. Çocuklara verilmek istenen değerler öncelikle anne ve baba tarafından uygulanırsa, değerlerin çocuk için içselleştirilmesi daha kolay olacaktır. Çocuklar size baktıklarını düşünmediğiniz zamanlarda bile davranışlarınızı gözlemler, kendilerine model alırlar. Dolayısıyla, kural ve sınırlara sizin nasıl yaklaştığınızı gözlemleyerek kendi davranışlarını şekillendirirler.
Çocuğunuzu sürekli kısıtlamak veya aşırı kurallar koymak da uygun değildir. Bu nedenle kuralları koyarken anne baba olarak sizler için en önemli ve olmazsa olmaz kuralları belirleyin. Bunların dışında bazı durumlarda esnek olmanız çocuğunuzla aranızdaki ilişkiyi bozmamak ve onun olan kuralları içselleştirilebilmesi adına önemlidir.
Kuralları çocuğunuzla paylaşmak için bir aile toplantısı düzenleyebilirsiniz. Bu toplantıda çocuğunuz da istediği kuralları sizinle paylaşabilir. Aile içinde ona da söz hakkının tanınması, kuralları benimsemesi için oldukça önemlidir. Bu durum kuralları uygularken size yardımcı olacaktır.
Çocuklar sizin aklınızdan geçenleri okuyamazlar. Onlar sadece yaşadıkları deneyimlerden öğrenirler. Örneğin eşinizle konuşurken çocuğunuzun sözünüzü kesmesinden hoşlanmıyor ve bunu ona söylüyor, ancak yine de her sözünüzü kestiğinde durup onu dinliyorsanız o zaman çocuğunuzun bunun kabul edilebilir bir davranış olduğunu düşünmesi kadar doğal bir şey yoktur. Eğer çocuğunuza net bir şekilde beklentinizi anlatır ve bu doğrultuda davranırsanız verdiğiniz mesajlar çocuğunuza net ve tutarlı bir şekilde ulaşacaktır ve hedeflediğiniz davranışın oluşması daha kolay olacaktır.
“Ne kadar çok kural varsa o kadar iyidir” gibi bir sonuca varmak da yanıltıcı olur. Önemli olan, çok sayıda ve çeşitli kurallar koymak yerine, kuralları ve sınırları net olarak belirlemektir. Her aile ihtiyaçlara göre bazı kurallar belirleyip bunların uygulanış şeklini ev yaşamının gerektirdiği şekilde düzenleyebilir. Önemli olan kurallarının sayısı değil uygulanma şeklidir.
Kuralları önceden belirlemeniz ve çocuğunuzla hangi kuralın ne zaman geçerli olduğunu önceden konuşmanız gerekir. Böylece anne ve babanın beklentileri karşılıksız kalmaz.
Çocuğunuz koyulan kuralları hatırlamakta zorluk çekiyorsa resimli tablolardan eğer büyük yaşlarda ise yazılı anlaşmalardan faydalanabilirsiniz. Okul öncesi dönemde sağlıklı çocuk gelişimini destekleyen kurallar:
• Bu dönemde ebeveynler yemek yeme, uyku ve öz bakım konularında kurallar belirlemeli, bu kuralları çocuğa kısaca açıklamalıdır.
• Vurma ve itme gibi zarar verici davranışlara izin olmadığı konusunda kurallar olmalı ve anne baba önleyici bir tavır izlemelidir.
• İzin isteme ve yabancılarla olan ilişkiler gibi konularda anne ve baba kendi aile kültürlerine uygun kurallar koyabilirler.
Bu kurallara ek olarak aileler kendi ihtiyaçlarına uygun olan kuralları belirleyip takibini sağlayabilirler.
 
ÇOCUĞUNUZ KOYDUĞUNUZ KURALLARA UYMUYORSA..
  - Çocuğunuz beraber belirlediğiniz bir kurala uymuyorsa, öncelikle sakin bir ses tonu ile kuralı tekrarlayın. Bunu yaparken, çocuğunuzla aynı seviyede olmayı ve göz kontağı kurmayı ihmal etmeyin.
Kuralı tekrarlarken “lütfen, rica ediyorum, yalvarırım” gibi sözcükler yerine, kararlı ancak sert olmayan bir ses tonu ile “....yapmanı bekliyorum” demeyi deneyin.
  - Yüksek ses, bağırma, şiddet, öfkelenme gibi tavırlar çocuğun kurala uymasını kolaylaştırmadığı gibi, anne ve babadan korkmasına ve ilerleyen zamanlarda onlara saygı duymamasına sebep olabilir.
  - Kuralı tekrarladıktan sonra, çocuğunuz hala uymayı reddediyorsa “Peki, üstüne hırkanı giymediğin ve hava çok soğuk olduğu için, bu şekilde dışarı çıkmıyoruz” diyerek, davranışının sonucunu yaşamasını sağlayın.
  - Unutulmaması gerekir ki gerek dikkat sürelerinin azlığı, gerekse zihinsel becerilerinin soyut kavramları anlamak için yeterli olmaması nedeniyle çocuklar anne ve babalarının yaptığı açıklamaları dinlemekte, akılda tutmakta ve anlamakta zorlanabilirler. Bu nedenle fazla açıklama yapmaktansa çocuğa neyin uygun olup, neyin uygun olmadığı kısa ve basit bir şekilde anlatılmalıdır.
  - İstenmeyen davranış karşısında fiziksel ceza kullanılması da söz dinlememe davranışını arttırır. Ceza, çocuklara nasıl davranmaları gerektiğini öğretme konusunda etkili bir araç değildir. Ceza yapılmaması gereken davranışı çocuklara öğretir, istenen davranışı değil.
  - Çocuklar bir kuralın uygulanmasındaki tutarsızlığı fark ettiklerinde anne ve babanın başka konularda söylediklerine de uymakta problem çıkarabilirler.
  - Çocuğunuz koyulan kurallara uyduğunda onu “Beni dinlediğin için seninle gurur duyuyorum.” şeklinde sözel olarak motive edebilirsiniz. Anne ve babası tarafından kabul gördüğünü ve davranışının beğenildiğini gören her çocuk, aynı davranışı tekrar etmek isteyecektir.
  - Çocuğunuzla kurduğunuz iletişim koyduğunuz kurallara uyulması konusunda etkili olacaktır. Çocuğunuzla ancak iyi bir iletişim kurduğunuz zaman çocuğunuz sizi dinlemeye ve istediğinizi yapmaya istekli olacaktır. Aksi halde “söz dinlememek” anne ve babaya duyulan öfkenin bir ifadesi olarak ve anne-babaya tepki biçiminde ortaya çıkan bir sonuç olabilmektedir.
  - Kurallara uymamak bazen anne ve babaya karşı bir tavır, bazen ilgi ihtiyacı, bazen ise uygun olmayan ebeveyn tutumlarından kaynaklanabilir. Bu nedenle, sorunun esas çözümü, çocuk kurala uymadığı zaman değil, genel hayatında yapılacak düzenlemelerdedir. Ordered list (CTRL+SHIFT+NUM8)